evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2013 Pazartesi

Düğün günü ipuçları

Evet biliyorum düğünümüzün üzerinden çok zaman geçti ama ben bu yazıyı yazmak istedim yine de, blogumda düğün başlığı altında yazdığım yazıları okuyunca bunları da eklemek istedim, bi de o gün nikah girişimiz olana PM's Love Song'u dinleyince heyecanlandım tekrardan... :)

İlk kural: Gülümseyin!!! Evet bugün sizin gününüz, gerçekten öyle, başka hiç bir zaman olmadığı kadar sizin gününüz hem de... How I met your mother'da Lily ile Marshall evlenirken, Barney'nin fark ettiği gibi, "gelin için" lafı o gün kimsenin karşısında duramayacağı bir şey... Elbetteki gerilecek çok konu var, herşey tamam mı, geç kalacak mıyız, çiçeğim güzel mi, makyajım oldu mu, saçım nasıl vs. vs. ama gerçekten bilinki o gün siz mutlu olursanız herkes mutlu olur, herşey de yolunda gider, gitmeyenleri de boşverin, canınızı sıkmaktan başka hiç bir şeye yaramaz!!! O yüzden trafikte gülümseyin, sizi merak eden komşulara gülümseyin, kuaförde gülümseyin, fotoğrafçıya zaten hep gülümseyin :) Herkes gelin görmeyi sever, el sallayın bol bol tanımadığınız insanlara :)





İkinci Kural: Gününüzü planlayın. Önceden saat kaçta evden çıkacağınızı, kuaföre kaçta gideceğinizi, makyözünüzün ne zaman geleceğini, o gün yapacağınız başka ne varsa, olası aksilikleri, trafiği vs. de dikkate alarak bir zaman planlaması çıkarın, plana uydukça rahatlayacaksınız...

Diğer Kurallar: Aç kalmayın :) sabah iyi bir kahvaltı yapın, ne seviyorsanız o cinsten, ama sakın kahvaltısız evden çıkmayın.. Zaten heyecanlı bir gün bir de açlıktan tansiyonunuz falan düşmesin... Kuaförde falan acıkırsanız da yanınıza badem ceviz falan alın hem kan şekerinizi de dengeler... Bir de sakın benim yaptığım gibi, kentucky'den kızarmış tavuk falan yemeyin... Ben de kocamın arkadaşının maduru oldum :)

Nedimenizi seçin :) Ondan o gün için beklediklerinizi önceden bildirin... Mesela sağolsun benim nedimem Yeliz balonlarımızı alıp getirmişti, ilk gelen çiçeği beğenmeyince çiçekçi ile buluşup 2. çiçeğimi almıştı, fotoğraf çekimlerimde hep yanımda olup eşyalarımı taşımıştı :) iyi arkadaşlar bu günler içindir... :) Parfümünüzü, rujunuzu ona verin... O gün anne ve babalar çok heyecanlı olabiliyor, o yüzden becerikli arkadaşlara ihtiyaç var :)




Son Kural: İlk dansta sadece eşinizin gözünün içine bakın, başka hiç bir yere bakmayın, hiç kimse ile ilgilenmeyin, ve aranızda konuşmayın... Mümkünse salon şefine söyleyin sizi ilk dansta asla rahatsız etmesin... Çünkü ilk dansta çifte bir şeyler soran tipler var :) Ah bi de unutmuşum, yapabiliyorsanız eğer, en azından ilk dans için pistten çocukları uzak tutun, tabi siz değil, belki kardeşiniz, belki sevdiğiniz bir arkadaşınız, ya da o çocukların ailelerine önceden söyleyin ve ayakaltında dolaşmalarına engel olun...

Eğlenin, eğlenin, eğlenin, düğününüzün harika geçmesi için en basit formül bu, herkesi piste çağırın, bol bol dans edin, uzun zamanlar pistten ayrı kalmayın ve de mümkünse damattan çok ayrılmayın... Arkadaşlarınız size pistte eşlik etsin siz onlara masalarında eşlik etmeyin... Geceyi olabildiğince uzun tutun, müzik grubunun ara verdiği zamanlarda da DJ müziğe devam etsin, veya sizin hazırladığınız eğlenceli şarkılarla dolu olan CD çalsın :)

Bittikten sonra hepsi bir anı olarak kalıyor, güzel bir anı olarak kalsın!

9 Ekim 2012 Salı

Düğün fotoğrafçısı

Boşuna hayatınızın en unutulmaz günü demiyorlarmış, benim için de hayatımın en unutulmaz günü düğün günümüz... Bu günü aklımda hep güzel kılmak için öncesinde uzuuuun bir planlamam olduğundan bahsetmiştim zaten peki size hiç o gün fotoğraflarımızı çeken Bora Uçak'tan bahsettim mi? Bora düğün günümüzü unutulmaz kılan insanların başında geliyor, her zaman herkese önerebileceğim düğün vazgeçilmezi... Düğün fotografları ve videosu o günü hatırlamamızı sağlayan en somut şeyler ve artık son yıllarda klasik stüdyo fotoğrafçılığının yerini düğün günü her anınızı fotoğaflayan hikaye fotoğrafçılığı aldı. İyiki de alıyor, çünkü bence o gün "kafanı 30 derece yana çevir", "şimdi biraz uzaklara bak" gibi komutlarla sizi gerecek fotoğrafçılardansa sizi rahatlatacak, fotoğraf işini eğlenceli hale getirecek birileri lazım, hele ki fotoğraf çektirmek sizin için kasıcı bir iş ise bu noktada iletişim iyice önemli...
Bugün Bora'nın Facebook'ta yüklediği güzel gelin damat videolarından birini görünce bizim için de yaptığı ve vimeo ya yüklediği videoları tekrardan izledim ve o güne geri döndüm... Benim için iyi referanslar her zaman önemlidir, kendim paylaşmayı sevdiğim gibi iyi tecrübelere de kesinlikle kulak veririm ve Bora da onlardan biriydi... Çektiği fotoğrafların yaratıcılığı ve profesyonelliği daha da önemlisi düğün günü rahatlatan tavırları ile o gün için verdigimiz en iyi kararlardan biri de Bora ile çalışmaktı... Sonrasında evlenecek tüm arkadaşlarıma Borayı tavsiye ettim, takvim için gecikmemiş olanların hepsi de Bora ile çalıştı ve çok mutlu oldular, dolayısıyla rahatlıkla herkese tavsiye edebilirim...
Burda püf nokta: zaman; özellikle yoğun düğün dönemlerinde iyi fotoğrafçılar aylar öncesinden dolmuş olabiliyor, dolayısıyla düğün gününe karar verir vermez fotoğrafçınız ile anlaşmakta hiç bir sakınca yok!

25 Kasım 2011 Cuma

my best friend's wedding...

Düğünümde çiçeğimi en yakın arkadaşım kaptı ve şimdi o da evleniyor, yaşasın çiçeğim uğurlu geldi!! Yazık o gün öyle hastaydı ki yoldan gelip, iğnelerle ayakta duruyordu... Ama hazırlıklar süresince herşeyi uzaktan ona anlattım, bir çok şeyin içinde o da vardı... "Long distance relationship" yani :) Şimdi ben de onun için öyle heyecanlıyım ki, ve aslında fark ediyorum da ben o evlilik sürecini ne kadar çok seviyorum!! Yaklaşık 1 haftadır gelinliklere bakıyoruz, ben burdan bilgisayardan bakıp modelleri ona gönderiyorum, o giymeye gidiyor, fotolarını bana gönderiyor! :) Harika!! Bütün bunlar beni çook heyecanlandırıyor. O nedenle şimdi de wedding planner olmak istiyorum. Kesinlikle! :) Acaba yarın ne olmak isteyeceğim :)

8 Temmuz 2011 Cuma

Evlilik Hazırlıkları

1 ay kaldı, 15 gün kaldı, 5 gün kaldı derken, düğün geçti bitti üstüne 16 gün bile geçti... Geçen hafta balayı dönüşü rehabilitasyondaydım, bu hafta rehabilite oldum sayılır :) Maalesef üstüne uzuuunnn bir zaman geçmiş gibi geliyor şimdi, geçen hafta her saniyeyi fotoğraflara bakmakla geçirmiştim şimdi tam durulmuş gibiyken, bu akşam düğün fotoğrafçımız Bora'yla buluşacağız ve eminim onun çektiği karelere dalıp gidicem önümüzdeki bir kaç gün de...
Bu yazıyı düğün hikayemi kendim anlatmak için yazıyorum... Hikayenin temelleri uzun zaman öncesine dayanıyor, 5 senedir birlikte olduğum eşimle evlenmeye karar vereli de bayağı uzun bir zaman oldu, 2.5 seneden fazlaca... Son 6 ayımı da düğün telaşı içinde geçirdim, hatta araya bir de tez bitirme işi girince bi ara oldukça gerilmiştim. Ama tez bittikten sonra kendimi tam gaz düğün ve evle ilgili detaylara verdim... Elimde 2 senedir tuttuğum ve sayfaları sürekli dolan not defterim, ve bu defterin içine artık sığmayacaklarını anlayıp aldığım kartvizitleri koyduğum defterim ile bir o yana bir bi yana koşturup, sürekli çeşitli kişiler ile telefonda konuştuğum bir dönem geçirdim... Aslında bence oldukça zevkliydi, bazen yetiştiremeyeceğim korkusu sarsa da, yine de dur durak bilmeden yapılacaklar listeri oluşturup, yanlarına tikler atarak geçirdim bu dönemi...
Bu dönemde anladım ki ben aslında ev eşyası almayı, düğün detayları planlamayı çok seviyorum... ve herkesle bunları paylaşmak istiyorum...
İlk olarak gelinliğimi aldım, aynı tarihlerde düğün yerini ayarladık, yine aynı tarihlerde de balayını araştırıp karar vardim... Bu Kasım sonu, yani yaklaşık düğünden 5 ay öncesine denk geliyor... Belki balayı için çok acele etmek gerekmezdi ama ben booking.com'dan bakarken gitmek istediğimiz yerde bazı oteller dolmuştu bile... Ev tutma ve eşya telaşından bahsetmeyeceğim, neyseki onlarda da hiç kararsız kalmadık hızlıca hallettik bir çok şeyi... Ama alınacak kalem çoook olduğu için onlar da bayağı uzun haftaları alıyor... Neyse bu arada yapmayı planladığım bir bekarlığa veda partisi ve kına gecesi vardı, kına konusunda çok kararlı değildim açıkçası, yani en kötü evde yaparız annemlerle diye düşünüyordum... Bekarlığa veda için mekan olarak,  1 hafta öncesinde "Komşu" diye karar verdik... O gece için yanımızda çok eğlenceli oyuncaklarımız da vardı, tavşan kız kostümleri, bana beyaz diğer arkadaşlarıma pembe duvaklar, prenses tacım vs... Ayrıca kızların da bana sürprizleri oldu, büstiyer şeklinde kocaman bir karta hepsi benim için birşeyler yazdı bir de hediyeleri vardı, onun için de çok çok teşekkür edeyirum hepsine... Evde en çok heyecanı o gün hissettim, komik, halbuki hepsi yakın arkadaşım olan 8 kişiyleydik sadece... Öncesinde annemle "hamama gidemedik bari saunaya gidelim" diyerek gittiğimiz sauna ve sonrasında zar zor yetiştirilen saçlar, havanın soğuması üzerine planlanan elbise yerine ne giyeceğimi bilememe gibi bazı sendromları aştıktan sonra, o gün için aldığım beyaz elbiseyi giydim en sonunda... süper gergin bir şekilde yola düştük, annişim beni bıraktı sağolsun, o da bu arada teyzeme gitti beni beklemek için :) O gece (gereksiz yere) biraz gergin başlasa da çok çok keyifli, eğlenceli geçti... Kız kıza en çok eğlendiğim akşamdı herhalde... O akşam bana prova oldu resmen, düğünden bir hafta önceki cumartesiydi... Sonrasında Salı günü, eve yakın olması açısından cok avantajlı olan Wishes'ta kına gecesi yaptık... Herhalde elimi en az sürdüğüm gece o geceydi... Müzikler, süsleme, yiyecek, içecek, fotoğraf hiç bir şeye karışmadım, ben elbisemi aldım, saçımı yaptırdım ve nerdeyse misafirlerle aynı saatte salona gittim :) (Mekan eve yakın olunca insanda bir rahatlık oluyor :)) Aa bu arada haksızlık etmiyim bir de Gamzoşumun Fatih'i sayesinde çok tatlı kına davetiyelerim oldu, ben kitap ayracı ve gelin silüetinde bir şeyler olmasını istiyordum, Fatih de benim için çizdi, babacığım da bastırdı, davetiyelerimiz de olmuş oldu :)) Kına'da giyeceğim elbiseyi bile 1 haftadan az süre kala aldım (çünkü aslında var olan başka bir elbisemi giymeyi düşünüyordum, sonra fikir değiştirdim) kına kaftanını da Sedişten aldım, Esin de mumların konduğu süslü tasları getirdi her şey beklediğimden de güzel oldu, yine kız kıza eğlendik, Wishes da çok güzel iş çıkardı :)


Gelelim 23 Nisan'a... Bekarlığa vedaydı, kınaydı derken ben heyecanımın çoğunu tüketmiştim zaten... Hava güzel olsun diye dua ediyordum sadece, olmazsa diye de kendimi hazırlıyordum çünkü önceki 2 hafta deli gibi yağmur vardı, kına gecemde de :) Bu arada evimiz kalabalık, halamlar ve yengem benim eşyalarımı yeni eve taşımak için yardım ediyorlar ama bu aynı zamanda bende evden gitme travması yaratıyor, benim eşyalarımı benim evimden başka bi yere götürüyorlarmış gibi... Son hafta, geceleri hep annemle yattık, o da üzgündü hep ben gidiyorum diye...
Bir önceki gece 01:30 gibi yatıp, 23 Nisan sabahı 7'de kalktım yataktan, annemlerle güzel bir kahvaltı derken o sırada Buraklar geliyor, Burak, Tubiş, Beni ve Mustafa... Onları da kahvaltıya dahil ediyoruz sonra biz çıkıyoruz kuaföre... Sabah 8'de kuafördeyiz, Burak da benim kuaförümün erkek kısmında oluyor traşını, zaten kuaförde bizi Bora karşılıyor, Bora Uçak, herkese tavsiye edebileceğim bir fotoğrafçı, bizi hiç germeden, sıkmadan her anımızı çekiyor... Sonra kuaförden Burak erken çıkıyor eve gidip hazırlanmak için, benim saçım bitince biz de annemle çıkıyoruz, eve gidiyorum, orada biraz gergindim işte... giyinmeye çalışıyorum, bir yandan da gecikmekten korkuyorum... Evde Burakları beklerken de geriliyorum biraz, çok sevgili büyük ailemin yanında birazcık gergin mi duruyorum ne.. Neyse herşey adetlerde olduğu gibi, beni içerdeki odaya saklıyorlar damat ve ailesi geldiğinde... Onlar da davul zurnayla giriyorlar siteye, kapıya geliyorlar, evde tatlı bir telaş, herkesten farklı sesler, büyük halam "zordur almak bizden kızı" diyor hep, neyse sonunda tutulan kapılar açılıyor, Burağı görüyorum karşımda... :) O sırada babam elimden tutuyor, arabaya kadar beni o götürüyor, bu arada babam, annem, kardeşim hepsi ağlıyor, bense çok anlamıyorum o gün neden ağladıklarını (ta ki balayından dönüşte annemlere gidip oradan kendi evimize gitmek için evden çıkana kadar) ... Onların ağladığını görünce benim de gözlerim doluyor, damat ise davul zurnayla oynuyor habire... ben artık gecikeceğiz korkusuyla biran evvel çıkmak istiyorum, çünkü daha fotoğraf çekileceğiz ODTÜ'de ve sonra nikaha yetişeceğiz... Yolda trafik var, gıdım gıdım ilerliyor, neyse sıkmıyorum canımı, Burak'ın kuzeni de şoförümüz... araba da geniş, rahat rahat gidiyoruz... ODTÜ'ye varınca Burak KKM'ye gidelim diyor, iyiki de gidiyoruz, tam bir bahar havası dışarda, yağmur yok, ağaçlar çiçeklerini açmış, her yer yemyeşil, mutlu oluyorum birden.. yine uçan balonlarımız dantel şemsiye ve yelpazem eşliğinde süper fotoğraflar çekiliyoruz orada... Bora'ya tekrardan teşekkür ederiz... Oradan tam zamanında çıkıp trafiğe yakalanmadan Atakule'ye varıyoruz... Bu arada çok acıkmış durumdayım ve bu beni biraz geriyor... Neyse açlığımızı Mustafa'nın Kentucky'den aldığı tavuklarla bastırıp, nikah için hazırlanıyoruz, benim rujumun kimin çantasında kaldığı telaşı oluyor bu sefer, Yelizdeymiş, o getiriyor, sürüyorum neyseki :)) Sonra çıkıyoruz PM's Love song eşliğinde salondaki misafirlerin karşısına... tatlı bir an... tanıdıklarla göz göze gelmeye çalışıyorum, gülümsüyorum onlara... "Evet"ler geliyor, imzayı atıyoruz...

15 Şubat 2011 Salı

Gelinlik Almak

Gelinliğimi Kasım ayında aldım, ama tabiki diğer hiç birşey gibi gelinlik almak da sancısız olmadı... Her ne kadar kafamda belli bir model olsa da, tam tezimi yazmam gereken zamanlarda ben saatlerimi internette harcadım... bu arada gelinlikçilerden randevular alıp, bir sürü gelinlik denedim... Beyaz Butik, La Bianca, Akay falan derken, itiraf etmeliyim ki ben en çok Vakko ve Pronovias'takileri beğendim... Hiç düşünmediğim modelleri bile sevdim... Ama işte bu en sancılı kısım karar verme aşamasıydı... Bir taraftan fiyatlar, bir taraftan da beğendiğim modeller.. Bu çaresizlikle internetten gelinlik aramaya başladım.... http://www.bestbridalprices.com/ 'dan beğendiğim modelleri daha uygun fiyatlara buldum, hele bir de stoktaki gelinlikler neredeyse yarı fiyatına geliyordu... Amerika'daki yakınlarımıza getirtmeyi, hatta Amerika'ya gitmeyi bile düşündüm... Uçak bileti+gelinlik buradan alacağımdan daha ucuza bile geliyordu, ancak bir de alınan gelinliğin tam üstüme göre prova edilmesi durumu vardı ki, Vakko'da bu işlem için baya yüklü bir miktar istediler, diğer gelinlikçilere de güvenemedim... :)
Bu sırada konuya o kadar yoğunlaşmış durumdayım ki, bayram tatilinde İspanya'ya giden arkadaşlarla konuştum, Barcelona'daki mağazada %70'e varan indirim için, Barcelona'yı arayıp telefonda çıkan ve ingilizce bilmeyen, birazcık fransızca bilen kıza telefonda derdimi fransızca anlatmaya bile çalıştım... Randevuyu aldım, plana göre Eda benim için dükkana gidip seçtiğim modellerden birisi indirimdeyse benim için alacaktı... Yani bu kadar kafayı yedim... Sonra Eda'dan bunu da istedikten sonra, bi sabah kalkıp bu cengaverli yoldan da vazgeçtim... Tatil için gittikleri Barcelona'da bir yarım günlerini benim için harcamalarını sonra da bi de o koca elbiseyi bavula koyup buraya getirmelerini  istemek çok anlamsız geldi...
Bu arada günlerim, gecelerim gelinlik olmuştu, ne gerek varsa bu kadar takmaya... ama kafa takıldı mı bırakmıyor işte... Neyse bu arada annem de beni rahatlatmak için destek oldu hep, hangi gelinliği istiyorsam almamı söyledi, bense arada derede sıkışmış, ne yapacağımı bilemez halde tezimi yazacağıma habire bunu düşünüyordum...
Model konusunda da tam karar vermiş değildim, internette deli gibi modellere bakıp seçmeye çalışıyordum... Aaa tabi unutmadan tüm bu marathon sırasında normalde hiç düşünmememe rağmen, gelinlik diken yerlere de gittik, ben yine durumu riskli bulup vazgeçtim... Sonra yine bir sabah uyandım ve kararımı verdim, daha önce hiç denemediğim ve dükkanda da sample'ı olmayan bir modeli (ki bu modeli pronovias'a ilk gittiğim gün sormuştum) almaya karar verdim... (sanki bu risk değilmiş gibi :) Annemle yine gittik, Burak'a da o gün bu işi halledeceğimi söyledim... Sonra üstüme hiç giymediğim bir gelinliğin siparişini verdim... Ama o kadar çok model denemiştim ki, gelinliğe de http://www.bestbridalprices.com/ 'dan çıkan yüksek çözünürlüklü fotolarda o kadar inceledim ki, korkusuzca ya da korkusuz olmaya çalışarak bu olsun dedim, korkmamın sebebi ise etek boyunun kısa gelebileceğiydi...
Tarih olarak 10 Mart'ı verdiler, yine heyecanlandım "ya 10 Martta geldiğinde kısa olursa ve tadilat isterse?!?" Ama beni 10 gün önce arayıp gelinliğimin geldiğini söylediler... :) Ben de geçen cuma gelinliğimi görmeye gittim... üstüme giyene kadar hala heyecanlı ve biraz şüpheliydim açıkçası ama giydikten sonra "iyiki bunu seçmişim" dedim, sade, kabarık değil ama benim gelinliğim, yani tam ben olmuş o ;) hihi umarım mutlulukla sorunsuzca giyerim....